21 Haziran 2013 Cuma

Hz. Fatıma biat etti mi..

Soru: Peygamber (s) efendimizin sevimli kizi Hz. Fatima (s) tum hadis ve sire menbelerinde bilindiyi gibi halife hz. Omer -e beyat etmeden dunyadan kocmush..Shimid Hz. Fatima kafir gibimi dunyadan kochmush yoksa hz . Omer Allahin tayin etdiyi Islam halifesi deyilmiydi? Hz. Fatima efendimiz Kurani Kerimde Tethir ayesinde Allahin pak ve butun cirkinliklerden men etdiyi birisi ( tabii ki tum Ehli Beyt aid olmakla)......


Peygamber (s) efendimizin sevimli kizi Hz. Fatima (s) tum hadis ve sire menbelerinde bilindiyi gibi halife hz. Omer -e beyat etmeden dunyadan kocmush..


el cevab : hz fatıma peygamberefendimizin vefatından yaklaşık 5.5 ay kadar sonra vefat etmiştir. bu hz ebubekir ra ın halifeliği dönemine rastlar. hz ebu bekirin halifeliği 2 yıl kadar sürmüştür.

-hz fatıma kadındır kadınların birey olarak seçilmiş halifeye biyat etmesi gerekmez. genel biyat gerçekleşince herkesin tek tek gelip biyat etmesi de gerekmez. halifeye bir sebeple biyat etmeyen kafir olmaz ama halife olma şartları üzerinde tahakkuk eden birisine biyat edilmişken geri durmak caiz değildir. 


hz fatımanın ne zaman vefat ettiğini bilmeyen bir şahsın onun sevgisine taraf olması ''utandırıcı'' dır. 
-halifeyi allahın tayin etmesi manasına gelen cümleler ise inanç sorunu içeren cümlelerdir. halifenin allah tarafından tayin edilmesi, hali
fenin masum olması gereği şeklindeki inanç , ehli beytin masum olması inancı şii inançlarıdır. hurafedir. 
-şiilik sünnilik önemli değil demek te ne dediğini bilmezliktir.

Kabir azabı

Kabir azabi ile alakali bizi aydinlatirsaniz sevinirim inkar edenler var nasil bir anlayisimiz olmasi lazim tesekkur ederim.


kabir azabı itikadi bir konudur . ahiret ahvali ve nubuvvat bahislerinde işlenir. akaid dersleri isimli bir gurup vardı orada bu soruya cevap vermiştim .
dini bilgi inanç amel ve ahlak olmak üzere üç ana bölümde öğrenilmelidir. 
bir oradan bir buradan soru sorularak ya da konu okunularak dini bilgi öğrenilmesi sağlıklı bir öğrenme yöntemi değildir. 
ve çoğu kere birbiriyle esasen insicamlı olan bu bilgiler uygun öğrenme metodlarıyla öğrenilmediği için insanların kafasında yüzlerce soru oluşturarak sorun üstüne sorun olmaktadır. 
kabir azabı konusuyla alakalı sağlıklı bir bilgilenme için aşağıdaki çerçeveyi takip edebilirsiniz.

AHİRET AHVALİ
ahiret ahvali hakkındaki bilgileri beş ana başlık altında toplayabiliriz.
Bunlar: 1-Kabir hayatıyla ilgili meseleler, 2-amellerin tartılması, 3-havz, sırat, mizan, şefaat gibi esaslar ve delilleri ve mahiyetleri 4- cennet ve cehennemle ilgili meseleler ve 5- Allah’ın görülmesidir. 

I- Kabir Hayatıyla İlgili Meseleler: 

1- Kabirde Ruhun Cesede İadesinin Hak ve Sabit oluşu 

2- Kabirde Münker ve Nekir Meleklerinin Sorgusu ve delilleri 

3- Kabir Daralması ve Azabı Bütün Kafirler ve Bazı Günahkar Müminler Hakkında Gerçekleşecek olması 
4- Kabir Azabı Kur’an ve Sünnetle Sabit olması : 
5- Kabir Azabını İnkar Edenler ve inkar etmenin Hükmü: 

II- Amellerin Tartılması, Mizan, Havz inançları ve delilleri

1- Amellerin tartılması ve mizan Kur’an ve Sünnet ile sabit olması 

III- -Kıyamet günü kitapların okunmasının , 
-Hasımların arasına hüküm verilmesi ve neticede bazılarının iyiliklerinin ceza olarak alacaklarına verilmesinin ;
-O gün peygamberlerin ve meleklerin şefaatlerinin;
-Peygamber efendimizin havzı olması inanç esaslarının delilleri

IV- Cennet ve Cehennem İle İlgili Meseleler

1- Cennet ve cehenneme inanmak haktır: Cennet müminler için mükafat yeri, cehennem de kafirler için ceza yeridir.
2- Kafirlerin cehennemlik olduğunu inkar veya bu hususta tereddüt küfürdür: 
3- Cennet ve Cehennem şu anda vardırlar: 
4- Cennet ve cehennem ehli ve nimet ve azabı ile ebedidir: 
5- Cennet ve Cehennemin cennetlik ve cehennemliklerin girmesinden sonra fena bulacaklarını söyleyen ayetlerle sabit bir hükmü ve ayetlerin ifade ettiği ebediliği inkar etmiş olacağından kafir olur. 
6- Müminlerden bir kısım günahkarlar önce cehenneme girecek sonra cennete gireceklerdir: 
7- Bir insan hakkında cennetliktir veya cehennemliktir diye şehadette bulunmanın hükmü 

V- Ru’yetullah, Allah’ın Görülmesi inancı ve delilleri


kabir azabı ve nimeti ayetlerle ve tevatür derecesine ulaştığı çoğunluk ilim adamları tarafıdan kabul edilen hadislerle sabittir. 

-inansanızda olur inanmasanızda olur diye bir şey yoktur dinde . 
ama yapsanızda olur yapmasanızda olur hukmu geçerli olan ameller vardır bunlara mubahlar denilir. 

-kabir azabını inkar edenler cehm b. safvanın kurucusu olduğu cehmiyye mezhebi ve bir kısım mutezile dir. 
-ehli sünnet vel cemaat başta imam ebu hanife olmak üzere kabir azabı ve nimetleri haktır itikadını iaman edilmesi gereken esaslar arasında zikretmişlerdir.

ahiret ahvali ile alakalı bilgilendirme 

I- Kabir Hayatıyla İlgili Meseleler: 

1- Kabirde Ruhun Cesede İadesinin Hak ve Sabit oluşu 

imam ebu Hanife el fıkhu’l ekber isimli eserinde ; kabre konulan insanın ruhunun bedenine iade edilip münker ve nekir isimli iki melek tarafından sorgulanması haktır sabittir . demiştir., El-Fıkhu’l-Ekber, s. 64

kabirde ruhun cesede iade edilip münker ve nekir isimli iki melek tarafından sorgulama yapılmasının delili aşagıdaki hadistir. 
فتعاد روحه في جسده، فيأتيه ملكان، فيجلسانه، فيقولان له: من ربك؟ فيقول: ربي الله، فيقولان له: ما دينك؟ فيقول: ديني الإِسلام، فيقولان له: ما هذا الرجل الذي بعث فيكم؟ فيقول: هو رسول الله، فيقولان له: ما علمك؟ فيقول: قرأت كتاب الله فآمنت به وصدقت. فينادي مناد من السماء: أن صدق عبدي
hadis ahmed b. Hanbelin müsnedinde 4.c.287-288-295-297- : imam muslim in es sahih inde hno : 2871 : ebu davud un es sunen inde hno 4753 : el hakim in el mustedrek inde 1.c 37 : el beyhaki nin isbat azabil kabr ında 1*2* ve 20 mervidir. Ve sahihdir. ,


Kabir Azabı Kur’an ve Sünnetle Sabittir: 

Kuranı kerimde dünya hayatından sonra kıyamete kadar devam edecek bir hayattan bahsedilir. Bunun adı berzah hayatıdır. 
وَمِن وَرَائِهِم بَرْزَخٌ إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ
el muminun 100 
bu hayatta iman sahiplerine nimet verileceği ve kafirlere de azab olunacağı ( vakıa 94) ayetinde haber verilmiştir. 

--iman edenlerden Allah yolunda öldürülenler hakkındaki ayetlerde ; ''onları ölüler sanmayın , bilakis rableri katında ikram olunmaktadırlar'' (ali İmran 170) buyurularak kıyamete kadar nimet içinde olacakları haber verilmiştir. bu berzah hayatında nimet ve ikram olacağının delillerindendir.

--Allah Teala münafıklar hakkında ;
“وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ الأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ مَرَدُواْ عَلَى النِّفَاقِ لاَ تَعْلَمُهُمْ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَى عَذَابٍ عَظِيمٍ” 
“Onları iki defa azab edeceğiz” buyurmuştur. Bu iki azaptan birincisi kabir azabı diğeri de cehennem azabıdır. 

--Allah Teala
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا عَذَابًا دُونَ ذَلِكَ وَلَكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
“O zulmedenlere bu azabdan başka bir azab daha vardır.” (et tur 47 )buyurmuştur. Bu azabdan kasıt kabir azabıdır. 

-kafirler ve zulumle hayatlarını geçirenlerden firavun ve yardımcılarını konu alan ayette kıyamet kopuncaya kadar sabah akşam azab olundukları haber verilmiştir. Bu da berzah aleminde kafirlere azabın isbatıdır.
-allah Teala 
النَّارُ يُعْرَضُونَ عَلَيْهَا غُدُوًّا وَعَشِيًّا ۖ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ أَدْخِلُوا آلَ فِرْعَوْنَ أَشَدَّ الْعَذَابِ

onlar sabah ve akşam yaptıklarından dolayı azab olunurlar. Ve kıyamet günü gelince Allah meleklere ali firavnı azabın en şiddetlisine atın diye emreder (ğafır 46) buyurmuştur. 

Ayet kıyamet günü gelmeden ama dü,nya hayatı da sona erdiği halde firavun ailesine sabah akşam azab edileceğini haber vermektedir. 

Kabir azabını haber veren hadisler ise sayılamayacak kadar çoktur. Sahabeden konuyu isbat eden hadis rivayet eden lerin sayısı 30 u geçmektedir. Kabir azabıyla alakalı hadislerin mütevatir derecesine ulaştığını ifade eden çok sayıda ilim adamı vardır ve hadis tasnifi vardır.

Hz. Peygamber (sas) “Kafirlerin kabirlerinin melekleri sorularına cevap veremeyince daraltılacağını, cehennemdeki yerlerini göreceklerini ve Melek onlara vurduğunda insan ve cinler hariç bütün mahlukatın azab seslerini duyacaklarını haber vermiştir.

hulasa olarak dünya hayatının bitiminden sonra başlayıp kıyametin kopmasıyla son bulan bir hayat vardır . bu hayata berzah hayatı denilir ve varlığı kuran ile sabittir.
bu hayatta; müminlere ikram kafirlere de azab vardır. bu azab da da ikram da kuran ayetlsriyle ve sahih sünnet naslarıyla sabit olduğundan ahiret ahvaliyle alakalı iman edilmesi gerekn esaslardandırlar.

Diş doldurma ve kaplama meselesi

Diş doldurma ve kaplama meselesi hakkında malumat verirmisin 


 el cevab : 
beden mükellefliğin en temel unsurlarından biridir. bedenin sağlığın korunması da bu çervede farzdır. diş sağlığı da beden sağlığının bir parçasıdır. meselenin temizlik yönü , sıhhatin korunması yönü , tedavi yönü vardır. 
-diş doldurma ve ya kaplama bugünkü haliyle asrı saadette örneği olmayan bir uygulamadır. 
-günümüzdeki şekliyle diş dolgusunu ve kaplamasını tedavi açısından ele alırsak esas itibarıyla hem meşrudur. hem de tedavinin sağlıkla ilişkisi nin hükmü ile orantılı olarak gereklidir.

diş dolgusu herhangi sağlıklı bir dişin üzerinde oluşan hasarın temizlenip yerine sağlığa zararlı olmayan bir maddenin konulması ya da yapıştırılmasıdır. 
diş kaplaması da bir şekilde zarar görmüş bir dişin dış yüzeyini -gerektiğinde başka işlemlerle de güçlendirerek- bir maddeyle sıvamak suretiyle koruma altına almak ameliyesidir.

diş dolgusu tedavi olma açısından caiz , bedenin hazm işleminin sağlıklı yürüyebilmesi açısından vacib hükmünü alabilir. 
-tedavinin içerdiği unsurlar açısından ve tedavide kullanılacak malzemenin kullanılmasının caiz olup olmaması açısından ise üzerinde tartışılan bir konudur. 

-içerdiği unsurlar açısından dişin içinin temizliğinin gusul abdesine mani bir durum oluşturup oluşturmayacağı açısından tartışma konusu olmuştur.
-konuyu diş kovuğuna kaçan yemek artığının hükmüne kıyas edenler diş dolgusunun gusul abdestine mani durum oluşturacağı neticesine varmış ve suyun değmesi gerekn yere değmesine engel olması açısından caiz olmaz demişlerdir. konunun yemek artığına kıyaslanması değil tedavinin caiz olup olmamaısan kıyaslanması gerekir.

tedavinin caiz olması ise tedavi nin (gerekliliğ açısından ) hükmüyle doğru orantılıdır. 
diş sağlığı ve dişin kullanılabilir tutulmasının gerekliliği ve zarureti hali , diş tedavisinin gerekliliği ve zaruretinin hükmünü belirler. bu çerçevede bakıldığında , diş ;hazm ameliyesi için asıl unsurlardandır. ve buna nazaran tedavisi de ''zaruret hükmünde olan ihtiyaç kabilindendir'' . haramlık niteliği olmayan bir suretle bu tedavi yapılmalıdır. 
(örneğin altın kullanılarak diş dolgusu yapılması ya da yapay diş olarak altından bir dişin ağza monte edilmesi - sağlığa zararlı bir maddeden üretilen bir maddeyle diş tedavisi yapılmasının ayrıca hükmünden bahsedilmelidir)

dişin hasar gören kısmının temizlenip zararsız ve şeri bir mahzuru olmayan bir maddeyle doldurularak tedavisi bu çerçevede caizdir. 
-ama bu suretle yapılan bir tedavinin gusul abdesine mani olması problemi ortaya atılmıştır.

-yapay diş kullanımınına efendimizin cevaz vermesine ;
-tedavinin sağlık için ve hazm ameliyesinin sağlıklı olarak devamı için ihtiyaç suretinde zaruret olmasına ;
-tedavi edilen diş parçasının tedaviden sonra su değmeyecek kısımlarının esasen su değmesi gerekmeyen kısımlar olmasına ;
-sağlıkla alakalı bir özür sebebiyle su değmesinin doktor tarafından men edildiği durumlarda ilgili vucud uzvunun meshedilerek ya da mesh bile edilmeden bırakılarak diğer uzuvların yıkanmasının gusl ile emredilen temizliğe mani olmayacağının islam fukahasının üzerinde ittifak ettiği bir husus olmasına ;
-islam fıkhında hükümlerin belirli şartlara bina edilmesi esasına ve gusulle emredilen temizliğin ''taabbudi ''=hikmetini ve illetini yalnızca allahın bildiği bizim de emrolunduğumuz için yaptığımız bir temizlik türü olmasına ve yine bu temizliğin şartları oluşmadığında gusul yerine teyemmümle de olabilmesi esasına 
göre diş dolgusu bir tedavi olarak (zarurete binaen- ya da ihtiyaca binaen ) caizidr.


yapay diş kullanmaın sallanan dişleri altınla (kadınlara özel izin var) ya da gümüşle sabitlemenin ya da diş çürüklerinin ya da kırıklarının üzerine altın ya da gümüş tıkayarak hasarın azaltılmasının , çürümenin önlenmeye çalışılmasının hükmü ve cevazı ve bazı ilgili diğer meselelere ittila için aşağıdaki kaynaklara muracaat edilebilir ;

-bedaius sanai , el kasani V. 132 s. (hanefi fıkhındaki hükmü için )
-ravdatut talibin , en nevevi II.262 s. (şafii fıkhı için)
-el muhalla , ibn hazm (zahiri fıkhı ve diğer mezhepler için)

Sefer bahsi

Sefer bahsinden bahseder misiniz biraz? Kaidesi ve kuralları nelerdir mesela..



Onder Nar 
-yolculuk mesafesi 118 ile 90 km arasıdır. 
-bulundugu sehirin hudutlarının dısına cıktıgı anda seferilik baslar. 
-sunnetleri lkılabilir farzlardan sabahı 2 ogleyi iki ikindiyi 2 aksamı 3 yatsıyı 2 vitri 3 kılar.
- mukim bir imama uyarsa ona uyarak namazı mukim gibi tamamlar . 
-kendisi mukimlere imamlık yaparsa haber verir ve 2 rekatta selam verir digerleri devam eder.
-hanefi mezhebinin ictihadlarına uyanlar namzları sefer halinde cem etmezler . her namazı vaktinde kılmaya devam ederler. 

günümüzdeki ulaşım vasıtaları sebebiyle meşakkat ortadan kalktığından yolculuk esnasında namazlar mukimlerin kıldığı gibi tam kılınır görüşü geçrsizdir. 
yolculuk esnasında namazın kısaltılması meşakkat illetine değil yolculuk illetine dayanır . bu sebeple yolculuk hali ve niyeti 1 yıl da sürse yolculuk fıkhının kuralları geçerli olmaya devam eder.


 sünnetler kılabilir demişiniz bize kalmış bişey mi kılabilirmiyiz yoksa kesin kılınacakmı.


4 rek atken 2 rekat olarak kılınma durumunda olan farzlar varya ... bazılarının aklına yok bana zor gelmiyor 4 kılmaya devam edeceğim gibi düşünceler gelebiliyor. 
ama durum allahın ve rasulunun emrine uymak olduğundan sefer hali deva ettiği müddetçe nasıl emrolunduysa o emre uymak için öyle yapılmak boyutundadır. 
-farz namazların sünnetlerinde ise sünnetlik hükmü devam etmektedir. farzda iki rekata indirildiğine göre sünnetlerde namaz kılmayacakmıyız gibi bir soru olduğu için öyle cevaplamıştım. 
-farzı terkettiğinizde farz olan namazı terketmiş olmanın isyan ve günahını kazanırsınız. 
-sünneti terketme durumunda olduğunuzda sünnet olan namazı terketmek suretiyle allahın rasulunun allaha yakınlık sebebi olarak müjdelediği ve neredeyse hiç terketmediği (müekked sünnet) ya da çok az terkettiği bir ameli (müekked olmayan sünnet) terketmiş olursunuz. 

kudsi hadisi hatırlatırım ; allah ın en razı olduğu amellerden farzların edası dır. kul sünnetlerle ona yakın olmaya çalışınca rabbinin ona sevgisini kazanır .

ayette ''deki ey iman edenler , aallahı seviyorsanız bana uyun ki allah ta sizi sevsin'' ... buyurulmuştur.

Şii imamın arkasında namaz kılınır mı..?

"Ben Sünni olarak bir Şia nin imamlığinda Namaz kilabilir miyim? "



el cevab :
hamelet eş şeria 'ya (kuran ve sünnetin nakilcisi sahabelere) sövmeyen ve dinlerinde de ta'n etmeyen ;
-şeairi islamı kabul edip yapan ;
-temizlik ve namaz konularında şaz bir ictihada göre amel etmeyen 
-kıraatı (namazı kendisi için kıldığında sahih olacak kadar kuran okumasını) bilen
-ibadetlerle alakalı dini bilgisi bilinmesi gerekenleri bilme düzeyinde olan her müslümanın arkasında namaz kılmak caizdir.

 şia ya da şii kullanımı çok geniş bir mana yelpazaesinde kullanılmaktadır. 
-hz. ali yi sevenlere şii (sevenler), denilir mesela ... asrı saadette ve sonrasında hz ali nin arkadaşlarına ve öğrencilerine şia't-ali denilirdi. 
-hz ali ile hz muaviye arasındaki olaylarda hz.alinin taraftarlarına şiat ali denildi. (aralarında hz osmanı öldüren baği grup ve sonraları hz aliye hakem olayında isyan eden harici grupta vardı.
-hz. hasanın hz muaviyeye hilafeti terketmesinden sonra sağlanan birlik halinden sonra hz. ali taraftarlığını ehli beytten geride kalanlar etrafında örgütlenerek şekillendiren bir başka topluluk oluştu. 
bu topluluğun ehli beyt mensuplarından olanları hz ali nin dini bilgi ve birikimine hayata ve sosyal olaylara bakışına mirasçıydılar ve onun tesbit ve düşünceleri çerçevesinde hareket ediyorlardı.
bu doğal cemaat emevilerin ehli beyt mensuplarını devlet görevlerinden dışlama ve onlara azap etme siyasetiyle , emevi karşıtı bir gruba , sonra cemaate sonra da örgütlenmeye dönüştü.

emevi zulumleri yönetim tarzlarını onaylamayan her müslüman öndere , kabileye , cemaate ,ilim meclisine , ve vilayete , hatta ve hatta mekke ve medine halkına zulme kadar gelişti ve dönüştü.

ebu hanife , imam malik , süfyan es sevri , ibn ebi leyla , cafer es sadık vs gibi çok sayıda ilim adamı eziyet gördü. sanıldığının aksine sadece ehli beyt mensupları değil,emevilerin zulumlerine sessiz kalarak bile destek olmaktan uzak duran ehli sünnet alimleri de maruz kalmışlardır. 
işte bu dönemde ehli beyt mensuplarının sadece hz aliden öğrendikleri islami bilgi ve kültürü ve anlayışı devam ettirme anlayışına kapılmaları emevilerin döneminin bittiği yıllardan başlayarak bugünkü değişik şii mezheplerine kadar evrilen bir şii mezhepler anlayışını doğurmuştur.


Arkalarında namaz kılınmasının caiz olup olmaması açısından şii gruplar ;

1.Grup : Bu kuranı tahrif olunmamış , sünneti ehli beytin masum imamları tarafından ali ra dan nakledilen ve her şeyi yalnızca ali beytten şii olan imamlara dayanan İslam
 anlayışı ; (yeni bir din , gerçek İslam , tahriften ehli beyt eliyle korunmuş İslam gibi kabul edilerek ) şii ekolune mensup Müslümanları etkilemiş ve Müslümanların ana grubundan ayırmıştır. bu hicri 70 – 150 yıllarından itibaren gerçekleşmiş bir durumdur. 
Bunlardan kendilerinin dışındaki Müslümanların elindeki kuran ve sünnetin tahrif olduğuna inananların arkasında namaz kılınmaz .
2.grup ; -şii anlayışın , zeyd b. ali nin öncüsü olduğu şii grubu bu hataya düşmemiştir, ümmetin diğerleri gibi bütün sahabeyi tevelli etmişler. hz osman dönemi sonrasında hata yapan sahabeyi bu zamana kadar ki rivayeetlerini kabul edip sonrasındaki rivayetlerini red ederek kısmen İslam topluluğundan ayrılmışlardır, bunların arkasında namaz kılınır.
3. grup : -cafer b. sadık ın etrafında halkalananlar 12 imam nazariyesi ,akabinde imamların masum olması gerektiği nazariyesi, vasayet nazariyesini geliştirmişler, yalnızca hz ali ve yakın etrafından alınan kuran ve hadislerle şekillendirdikleri mezhepleriyle İslam dini içerisinde şii dini üretmişlerdir, bunun doğal sonucu olarak ta hz. ali nin ve evladının allah ve rasulu tarafından vasi olmasını inkar eden diğer Müslümanlardan uzaklaşmışlardır. Şii – Caferi bu grubun arkasında da namaz kılınmaz. 

4.grup : -hz ali döneminde ortaya çıkan Abdullah b. Sebe nin öncüleri arasında yer aldığı hz. Ali nin gerçek peygamber olduğu ama cebrailin hata ile vahyi muhammde indirdiği , … gibi inançlar geliştirip temelde hz ali nin ilah olduğunu ama dünyaya insan suretinde indiğini söylemeye kadar küfrü vardıran şii grupları da vardır. Bunların arkasında da namaz kılınmaz.